Barbaros Şansal Hakkındaki Suçlamalar Düşürülmeli ve Ona Koruma Sağlanmalı

Moda tasarımcısı ve LGBTİ aktivisti Barbaros Şansal'ın ifade özgürlüğü hakkını kullandığı için yargılanma süreci devam ediyor. Bir sonraki duruşma 1 Haziran'da gerçekleşecek. Bu süre zarfında uygulanan yurt dışı yasağı Şansal'ın mesleki faaliyetlerini sürdürmesini engelliyor ve yetkililer Şansal'a olası saldırılara karşı koruma sağlamıyor.

Adalet Bakanı'nı Barbaros Şansal'a yönelik suçlamaları düşürmeye, yurt dışı yasağını kaldırmaya ve Barbaros Şansal'a yönelik saldırıya ve almaya devam ettiği tehditlere dair cezai soruşturma başlatmaya ve sorumlu olan herkesi adalet önüne getirmeye çağırıyoruz. İstanbul Valisini Barbaros Şansal'a derhal ve talepleri doğrultusunda etkili bir koruma sağlamaya çağırıyoruz.

Moda tasarımcısı ve LGBTİ aktivisti Barbaros Şansal'ın yargılandığı davanın bir sonraki duruşması 1 Haziran'da gerçekleşecek. Şansal 31 Aralık 2016'da sosyal medyada paylaştığı bir video ve tweet nedeniyle "halkı kin ve düşmanlığa sevk etme"yi suç sayan Türk Ceza Kanunu'nun 216. maddesi uyarınca yargılanıyor.

1 Mart'ta, mahkeme Şansal'ın yurt dışı yasağı ile şartlı tahliyesine karar verdi. Şansal 3 Ocak'tan itibaren yargılanmak üzere tutuklu bulunuyordu. Tahliye edilmesinin ardından Uluslararası Af Örgütü destekçilerine teşekkür eden Şansal, "Daha çok özgürlüğe ihtiyacımız var, daha azına değil. Kuzey Kıbrıs'tan sınır dışı edilmeme, havalimanında fiziksel saldırıya uğramama ve yaralanmama rağmen iyiyim. Daha önce, 1980 askeri darbesi sonrası süreçte olduğu gibi, baskılar gördüm. Bu dönemin geçeceğine inanıyorum. Daha iyi günler göreceğiz" diye konuştu.

Şansal, tehdit mesajları aldığından ve daha fazla fiziksel saldırıya uğramaktan ve dolayısıyla evinden ayrılmaktan korkmak için sebepleri olduğundan 3 Mart'ta İstanbul Valiliği'ne kendisine koruma sağlanması talebiyle başvuruda bulundu. Bugüne kadar koruma talebine yanıt almadı.

Barbaros Şansal'ın sosyal medyada paylaştığı video mesaj ve paylaştığını kabul ettiği tweet ifade özgürlüğü hakkı kapsamında koruma altındadır ve daha fazla cezai kovuşturma konusu olmamalıdır. 16 Mart'taki ilk duruşmada Şansal suçsuz olduğunu belirtti ve işini yürütmesine engel olan yurt dışı yasağını protesto etti. Hakim yurt dışı yasağının sürmesine karar verdi. 17 Mart'ta Şansal'ın avukatı bu karara itiraz etti. Ancak 5 Nisan itibariyle mahkeme henüz bir karara varmadı.

EK BİLGİ

Barbaros Şansal yılbaşında sosyal medyada, çok sayıda gazetecinin gözaltında olduğu, yolsuzluk ve çocuklara yönelik istismar iddialarının yaygın olduğu bir dönemde insanların yeni yılı kutlamasını eleştirdiği ve en sonunda "Bokunda boğul Türkiye" dediği kısa bir video mesaj paylaştı. 2 Ocak'ta Kuzey Kıbrıs'tan sınır dışı edilerek Türkiye'ye geri gönderildi. 2 Ocak akşam saatlerinde, Atatürk Havalimanı'na varışında polisler tarafından gözaltına alınmadan önce uçağı terk ederken bir grup havalimanı personelinin saldırısına uğradı. 

Savcılık sorgulamasında Barbaros Şansal, "Bokunda boğul Türkiye" ifadesine dair, “İki yıl kadar önce bir internet sitesinde yaptığım röportajın anısına sosyal paylaşım sitesinde zaman zaman bu espriyi de kullanarak video çekimleri yayınlamaktayım” ifadesinde bulundu.

Barbaros Şansal'a iki tweeti hakkında da sorular soruldu. İlki, yılbaşında 39 kişinin öldürüldüğü ve 65 kişinin yaralandığı Reina'ya yönelik silahlı saldırıya dair yazdığı “Mal sahibi Musevi, davacı Sünni, işletmeci Alevi… Noel Baba ha HS!…” paylaşımıydı. Şansal bu tweete dair, "Hiciv üslubumla bunun bir din ve mezhep çatışması olmadığını ifade etmek için yazdım” yorumunda bulundu.

İfade tutanağında Barbaros Şansal, kendisine sorulan "İşletmecisi ve tüm çalışanları Alevi olduğu için Noel Baba kılığındaki Sunni Müslümanlar İstanbul’da silahla insanları taradı" içerikli ikinci tweeti kendisinin paylaşmadığını belirtti. Tweetin paylaşıldığı zaman ve yer, tweetin Barbaros Şansal'ın o sırada bulunduğu Kuzey Kıbrıs'tan değil Türkiye'den gönderildiğini gösteriyor.

15 Temmuz darbe girişiminden bu yana ifade ve örgütlenme özgürlüğü haklarına yönelik geniş kapsamlı baskılar sonucu, uluslararası alanda kabul görmüş suç içeren fillere dair güçlü kanıtlar olmaksızın, aralarında gazeteciler, insan hakları savunucuları, aktivistler de olmak üzere yüzlerce kişi yaygın ve rutin bir şekilde kullanılan uzun süreli yargılama öncesi tutuklamalara maruz kaldı.

TCK 216: (1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Uluslararası Af Örgütü, uzun bir süredir TCK'nın 216. maddesinin değiştirilmesi ve ifade özgürlüğü hakkına yönelik izin verilen kısıtlamaları aşan 2. ve 3. paragrafların yürürlükten kaldırılarak uluslararası hukuka uygun hale getirilmesi çağrısında bulunmaktadır.

 

Ek Bilgi UA: 2/17 Endeks: EUR 44/5969/2017 Tarih: 8 Nisan 2017

SONA ERDİ
1937 İMZA
Eylemi Paylaş:
11 2