Malezya Tarafından İade Edilen Üç Türkiyeli'nin Güvenliğini Sağlayın

Malezya’da 2 ve 4 Mayıs arasında terörle mücadele yasaları kapsamında keyfi bir şekilde gözaltına alınan ve tutuklanan üç Türkiyeli 11 Mayıs’ta Türkiye’ye iade edildi. Her üçü de şu anda Türkiye’de tutuklu bulunmakta olup, işkence ve kötü muamele de dahil olmak üzere daha fazla insan hakkı ihlaline uğrama riski ile karşı karşıya.

Malezya’da 2 ve 4 Mayıs arasında Güvenlik Suçları (Özel Tedbirler) Yasası (SOSMA, Malezya’da yürürlükte olan terörle mücadele yasası) kapsamında keyfi bir şekilde gözaltına alınan ve tutuklanan üç Türkiye vatandaşı 11 Mayıs’ta Türkiye’ye iade edilmişti. Her üçünün şu anda Ankara’da tutuklu olduğu düşünülüyor.

Okul müdürü Turgay Karaman ve işadamı İhsan Aslan 2 Mayıs’ta, akademisyen İsmet Özçelik ise 4 Mayıs’ta gözaltına alınıp, başkent Kuala Lumpur’daki Bukit Aman Emniyet Genel Merkezi’nde tutulmuştu. Haklarında Malezya Ceza Yasası’nın 130J Bölümü uyarınca terör örgütlerine ya da terör eylemlerinin düzenlenmesine önayak oldukları ya da bunlara destek verdikleri iddiasıyla soruşturma yürütülmüştü. Malezya İçişleri Bakanı önce bu kişiler hakkında kendini İslam Devleti olarak adlandıran silahlı grup ile bağlantıları nedeniyle soruşturma açıldığını açıklamış, ancak daha sonra üçünün de Türkiye hükümeti tarafından Gülen hareketiyle ilişkileri olduğu şüphesi nedeniyle istendiği Malezya Emniyet Genel Müfettişi tarafından doğrulanmıştı.  

Türkiye’de 2016’da gerçekleştirilen darbe girişiminden bu yana Türkiye hükümetinin müttefiklerine, darbe girişimini planlamakla suçladığı Fethullah Gülen’in destekçilerine yönelik yasal işlem başlatmaları için baskı yaptığı belirtiliyor. Gülen hareketinin destekçileri olduğu şüphelenilen kişilerin keyfi gözaltı ve işkenceye maruz kaldıkları ve bu kişilerin adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine dair Uluslararası Af Örgütü ve diğer insan hakları kuruluşları tarafından belgelenen inandırıcı kanıtlar bulunuyor. Turgay Karaman, İhsan Aslan ve İsmet Özçelik Türkiye’de işkence ve kötü muamelenin yanı sıra adil yargılanma hakkının ihlal edilmesi dahil olmak üzere daha fazla insan hakkı ihlaline uğrama riskiyle karşı karşıya.

Malezyalı yetkililer bu kişileri iade ederek uluslararası hukuk çerçevesindeki yükümlülüklerine, özellikle de herhangi bir kişiyi ciddi insan hakları ihlalleri ya da suiistimallere maruz kalma riskinin bir hayli fazla olduğu bir ülkeye hiçbir koşulda geri göndermeme ilkesine aykırı davrandı. Malezyalı yetkililerin bu üç kişiye ciddi insan hakları ihlalleri ve suiistimal riskiyle karşı karşıya olduklarını kanıtlama imkânı tanıması gerekirken, her üçünün de gerekli prosedür uygulanmadan iade edildiği görülüyor.

Uluslararası Af Örgütü bu üç kişinin işkence ve kötü muameleden korunmalarını sağlamaları, uluslararası hukuk çerçevesinde tanınan ve ceza gerektiren suçlara dair güvenilir kanıtlar bulunmadığı takdirde serbest bırakılmaları ve haklarında başlatabilecek her türlü cezai kovuşturmanın uluslararası adil yargılanma standartlarını uygun olması için Türkiyeli yetkililere çağrıda bulunuyor. 

Acil eylemimizi imzalayın veya taleplerimizin yer aldığı mektupları aşağıdaki adreslere gönderin:    

LÜTFEN ÇAĞRILARINIZI 26 HAZİRAN 2017’DEN ÖNCE ŞU ADRESLERE GÖNDERİN

İçişleri Bakanı
Sn Süleyman Soylu
İçişleri Bakanlığı
Bakanlıklar
Ankara, Turkey
Faks: +90 312 418 1795

Sn Bekir Bozdağ
Ministry of Justice
Adalet Bakanlığı
06659 Ankara, Turkey
Faks: +90 312 419 3370
Email: ozelkalem@adalet.gov.tr


EK BİLGİ

2016 yılında Türkiye’de gerçekleştirilen darbe girişiminin ardından hükümet tarafından kamu görevlileri ve sivil topluma yönelik büyük operasyonlar başlatıldı. Operasyonlarda Gülen hareketiyle ilişkili olmakla suçlanan kişiler hedef alınırken, yetkililer darbe girişiminden Fethullah Gülen’i sorumlu tutuyor. Fethullah Gülen ise suçlamaları reddediyor.

Darbe girişiminin ardından Türkiye hükümeti, süresi daha sonra üç kere uzatılan üç aylık OHAL ilan ederek Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde çok sayıda maddeyi askıya aldı. Hükümet ardından uluslararası insan hakları hukuku kapsamında, bir olağanüstü hal durumunda bile yerine getirilmesi gereken yükümlülüklerini ihlal eden bir dizi kanun hükmünde kararname çıkardı. Öğretmenler, emniyet ve ordu mensupları, doktorlar, hâkimler ve savcılar da dâhil olmak üzere, 100 binin üzerinde kamu görevlisi terör örgütü ile ilişkilerinin olması ya da ulusal güvenlik tehdidi oluşturmaları gerekçeleriyle görevlerinden ihraç edildi. En az 47 bin kişi, yetkililer tarafından “Fethullahçı Terör Örgütü” (FETÖ) olarak tanımlanan Gülen hareketiyle bağlantılı olmakla suçlanarak tutuklu yargılanıyor. Gözaltına alınanların işkenceye uğradıklarına dair Uluslararası Af Örgütü ve diğer insan hakları örgütleri tarafından belgelenen inandırıcı kanıtlar bulunuyor.

Eylemi Paylaş:
11 2