2000’den fazla Afgan mülteci Türkiye’den sınır dışı edilme tehlikesi altında

Son haftalarda Türkiye, 7.100 Afganistan vatandaşını sınır dışı etti. Ayrıca, en az 2.000 kişi daha gözaltında ve sınır dışı edilme tehlikesi altında. Gözaltına alınanlar Afganistan’a geri dönmeyi “kabul etmek” için baskı gördüklerini söylüyor.

2017’nin sonlarında Türkiye’de Afganistan’dan gelen yaklaşık 145.000 mülteci bulunuyordu. 2018’de giderek artan sayıda Afgan, ülkenin doğu sınırındaki İran’dan Türkiye’ye giriş yaptı ve İçişleri Bakanlığı bu yıl ülkeye ulaşanların sayısını 27.000 olarak bildirdi. Türkiye yetkilileri bu duruma insanları gözaltına alarak ve Afganistan’a geri göndererek yanıt verdi. Türkiye’nin İçişleri Bakanı son haftalarda 7.100 Afgan’ın tarifesiz uçak seferleriyle sınır dışı edildiğini söyledi ve bu sayının gelecek günlerde 10.000’e ulaşacağı tahmininde bulundu. Türkiye’nin Afganları sınır dışı etme oranındaki bu keskin artış, iki ülke arasında 9 Nisan’da imzalanan göçmen anlaşmasıyla ilişkilendirilebilir.

Mevcut durumda 2.000’den fazla Afgan’ın gözaltında tutulduğu ve sınır dışı edilme tehlikesi altında olduğu görülüyor. Gizli kaynakların bildirdiğine göre 2.000 civarında Afgan, Osmaniye’ye bağlı Düziçi’ndeki bir konteyner kampında, diğer yüzlercesi ise muhtemelen Erzurum’daki Geri Gönderme Merkezi’nde tutuluyor. Diğer gözaltı merkezlerinde tutulan Afganlar da olabilir ve bu nedenle sayıların daha yüksek olması muhtemel. Çoğunlukla tek başına olan erkeklerin gözaltında tutulduğu görülüyor, ancak gözaltında bulunan aileler de var.

Uluslararası Af Örgütü (UAÖ) Düziçi kampında gözaltında tutulan (iki erkek ve bir kadın olmak üzere) üç kişiyle ve Kabil’e sınır dışı edilen bir erkekle telefonda görüştü. Afganistan’ın Beğlan vilayetinden gelen 23 yaşındaki avukat “Ferhat,” Taliban tarafından zorla silah altına alınmamak için Türkiye’ye kaçtığını söyledi. Paktika vilayetinden gelen 25 yaşında bir fırıncı olan “Ramin” ise savaş nedeniyle Afganistan’ı terk ettiğini anlattı. Gözaltında tutulanlar UAÖ’ye ilk olarak Mart ayı sonunda Erzurum’da gözaltına alındıklarını, daha sonra otobüs ile Düziçi’ne sevk edildiklerini ve aşağı yukarı 8 Nisan’dan beri burada tutulduklarını söyledi.

Türkiye yetkilileri Afganistan’a geri göndermelerin gönüllü olduğunu belirtiyor. Fakat gözaltında tutulan kişiler, Afganistan’a geri gönderileceklerine dair bilgilendirildiklerini ve yalnızca Türkçe yazılı olduğu için anlamadıkları bir belgeye parmak basmaları gerektiğinin kendilerine söylendiğini dile getiriyor. Bu belge, Türkiye yetkililerinin daha önce Suriyeli ve diğer mültecilere yönelik zorlayıcı koşullar altında kullandığı “gönüllü geri dönüş formu” olabilir. Gizli kaynaklar Afganlara sınır dışı edilmekle gözaltına alınmak arasında bir “seçim” sunulduğunu söylüyor. Özellikle aileler olmak üzere bazı kişilerin sığınma başvurusunda bulunmasına izin verildiği ve daha sonra serbest bırakıldıkları söylense de UAÖ’nün görüştüğü kişiler, sığınma başvurusunda bulunma taleplerinin görmezden gelindiğini ifade etti.

Uluslararası Af Örgütü, Türkiye yetkililerine, keyfi biçimde gözaltına alınan tüm Afganları derhal serbest bırakma, Afganların ulusal sığınma prosedürlerine erişimlerini güvence altına alma ve Afganistan’a geri göndermelerin güvenli ve insanlık onuruna yakışır biçimde gerçekleştirilmesi mümkün olana dek tüm geri göndermeleri durdurma çağrısında bulunuyor.

* Basın Açıklamamıza ulaşmak için tıklayınız.

EK BİLGİ

Türkiye’deki Mülteciler

Türkiye, dünyanın en çok sayıda mülteciyi barındıran ülke. 3.5 milyon Suriyeli, 145.000 Afgan, 140.000 İranlı ve diğer ülkelerden de binlerce mülteci Türkiye’de bulunuyor.

Afganistan’daki koşullar

Afganistan, mevcut durumda, “Hükümet-Karşıtı Unsurlar” olarak bilinen güçlerle Hükümet-Yanlısı Güçler arasında devam eden uluslararası olmayan silahlı çatışmaların kıskacı altında. Hükümet-Karşıtı Unsurlar arasında Taliban ve kendisini İslam Devleti olarak adlandıran grup bulunmakla beraber 20’den fazla silahlı grup ülke içinde faaliyet gösteriyor. Birleşmiş Milletler Afganistan Yardım Misyonu (UNAMA), 11.418 kişinin öldürüldüğü veya yaralandığı 2016’nın sivillerin en çok zarar gördüğü, en ölümcül yıl olduğunu bildirdi. BM’nin bildirdiğine göre çatışma kaynaklı güvenlik sorunları ve şiddet sivillerde, özellikle de kadınlarda ve çocuklarda ağır bir şekilde zarar görmesine yol açtı. Güvenlik konusundaki kötüleşme, 2017’de de devam etti ve sivil kayıpların sayısı 10.000’den fazla oldu. Çatışma istikrarsız bir biçimde sürüyor ve zaman zaman öngörülemez eylemlerde bulunan ve devamlı toprak kazanımı veya geri kazanımı amacıyla hareket eden birçok grubu kapsıyor.

Ülkedeki birçok kişi, yaşadıkları bölgenin Hükümet-Yanlısı Güçlerin mi Hükümet-Karşıtı Unsurların mı etkin kontrolü altında olduğu fark etmeksizin, ülkenin her yerinde zulüm görme tehlikesi altında. Hükümetin kontrolü altındaki bölgelerde devlete bağlı aktörler, rutin olarak insan hakları ihlallerinde bulunuyor. Hükümet-yanlısı silahlı gruplar, kasti öldürmeler, saldırı, gasp ve sindirme gibi istismarlardan sorumlu. Hükümet-Karşıtı Unsurların kontrolünü elinde bulundurduğu bölgelerde de insan hakları ihlalleri oldukça yaygın. Bu ihlallere hukuk dışı infazlar, işkence ve kötü muamele ile serbest dolaşım, ifade özgürlüğü, siyasal katılım, eğitime erişim ve tıbbi bakım hakların inkar edilmesi de dahil. Ayrıca, çatışmanın her iki tarafı, kontrol ettikleri bölgelerin dışında da insan hakları ihlalleri gerçekleştiriyor.

Uluslararası Hukuk Standartları

Yasal olarak bağlayıcı uluslararası geri göndermeme (non-refoulement) ilkesi gereğince Türkiye, hiç kimseyi zulüm veya işkence ile diğer zalim, insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele veya cezalandırma gibi ağır insan hakları ihlallerine maruz kalabilecekleri bir yere geri gönderemez. Afganistan’ın her yerinde yaşanan güvenlik sorunları ve insan haklarının içinde bulunduğu vahim durum nedeniyle bu ülkeye yapılan tüm zorla geri göndermeler, uluslararası hukukun ihlali olarak geri göndermedir (refoulement).

Ayrıca uluslararası hukuk, Türkiye’yi, kişi özgürlüğüne getirdiği tüm sınırlandırmaları gerekçelendirmekle yükümlü kılar. Afgan göçmen ve sığınmacıların gözaltına alınmasının yasal dayanağı belirsiz olduğundan bu gibi önlemler ancak çok sınırlı koşullar altında haklı gösterilebilir. Binlerce kişinin kısa bir süre içinde yakalanarak gözaltına alındığı düşünülürse, Afganların keyfi ve hukuka aykırı biçimde gözaltına alınmış olmaları oldukça muhtemeldir.

Uluslararası hukuk gereğince Türkiye, zulümden kaçarak sığınma talep etmek isteyen herkesin sığınma başvurusunda bulunmak üzere etkin imkanlara sahip olmasını güvence altına almakla da yükümlüdür.

 

İMZALA
16 GÜN KALDI
Eylemi Paylaş:
11 2