Akademisyenler Barış Bildirisine İmza Attıkları İçin Tutuklandılar

Ocak 2016'da bir barış bildirisine imza atan üç akademisyene 15 Mart'ta "terör örgütü propagandası yapmak" suçlamasıyla dava açıldı. Mahkum edilmeleri durumunda yedi yıl altı ay hapis cezası alabilirler. Aynı barış bildirisine imza atan dördüncü bir akademisyen de 31 Mart'ta tutuklandı. Toplam dört akademisyen yargılanmak üzere tutuklu bulunuyor.

Türkiye yetkililerini, tutuklu olan Muzaffer Kaya, Esra Mungan, Kıvanç Ersoy ve Meral Camcı'yı serbest bırakmaya ve onlara yönelik tüm suçlamaları düşürmeye, tutuklu hiçbir akademisyeni tutukluluk süresince tecrit altında tutmamaya ve bildiriyi imzalayan ilk akademisyenlere yönelik soruşturmaları durdurmaya çağırıyoruz.

Akademisyenler Muzaffer Kaya, Esra Mungan, Kıvanç Ersoy ve Meral Camcı güneydoğuda süre giden sokağa çıkma yasaklarını ve güvenlik operasyonlarını eleştiren ve "müzakere koşullarının hazırlanmasını ve kalıcı bir barış için çözüm yollarının kurulmasını, hükümetin Kürt siyasi iradesinin taleplerini içeren bir yol haritasını oluşturmasını" talep eden bir barış bildirisine imza atan akademisyenler arasında bulunuyor. Bildirinin 11 Ocak 2016'da yayınlanmasının hemen ardından Ankara ve İstanbul başsavcıları, dört akademisyenin de aralarında yer aldığı ilk imzacılara cezai soruşturma açtı.  

10 Mart'ta bir basın toplantısında dört akademisyen barış çağrılarını yineledi ve bildiriye imza atan herkes adına, bildiriyi imzalayan akademisyenlere yönelik tacizi kınadılar. Ardından İstanbul Başsavcısı dört akademisyenin "terör örgütü propagandası yapmak" ile suçlandığı yeni ve ayrı bir soruşturma başlattı. 

15 Mart'ta mahkeme savcının Muzaffer Kaya, Esra Mungan ve Kıvanç Ersoy'un yargılanmak üzere tutuklanmaları yönündeki talebini onayladı ve "asıl şiddeti yaratanın terör örgütü [PKK] olduğunun bilindiği halde söz konusu bildiride terör örgütüne yönelik hiçbir eleştiri ve kınamanın dahi yer almadığı ve şüphelilerin terör örgütünün eylemlerini destekler mahiyette tavır içerisinde olduklarının açık olduğu" kararını verdi. Tutukluluk kararının verildiği sırada yurt dışında bulunan Meral Camcı ise 30 Mart'ta Türkiye'ye döndü ve 31 Mart'ta tutuklanarak Esra Mungan'ın da tutulduğu Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi'ne gönderildi.

Esra Mungan 28 Mart'a kadar Bakırköy Cezaevi'nde tecrit altında tutuldu. Muzaffer Kaya ve Kıvanç Ersoy 24 Mart ve 4 Nisan tarihleri arasında diğer tutuklulardan ayrı tutuldu. Şu anda Silivri Cezaevi'nde tutuluyorlar. Esra Mungan, Muzaffer Kaya ve Kıvanç Ersoy'un tutukluluk kararına ilk itiraz 28 Mart'ta reddedildi ve ilk duruşma tarihi olarak 22 Nisan belirlendi. Meral Camcı'nın tutukluluğuna itiraz başvurusunda henüz bir karara varılmadı. 

Dört akademisyenin 10 Mart'taki basın açıklamasındaki ifadeleri ve 11 Ocak'ta 1128 akademisyen tarafından imzalanan bildirideki ifadeler hiçbir şekilde şiddete teşvik etmemektedir ve ifade özgürlüğü hakkı kapsamında güvence altındadır.  

İmza kampanyamıza katılın ya da taleplerimizin yer aldığı mektupları 17 Mayıs 2016'ya kadar aşağıdaki adreslere gönderin:

Adalet Bakanı

Sayın Bekir Bozdağ

Adalet Bakanlığı

06659 Ankara

Faks: 0 312 417 71 13

Hitap: Sayın Bakan

İçişleri Bakanı

Sayın Efkan Ala

İçişleri Bakanlığı

Bakanlıklar

Ankara

Faks: 0 312 418 1795

Hitap: Sayın Bakan

Kopyalarını:

İnsan Hakları Kurumu Başkanı

Sayın Dr Hikmet Tülen

Yüksel Caddesi No. 23, Kat 3, Yenişehir

06650 Ankara

Faks: +90 312 422 29 96

E-posta: [email protected]

 

EK BİLGİ

Ocak ayında, Barış Bildirisi’ni ilk olarak imzalayan 1128 akademisyene ek olarak 1084 akademisyen daha bildiriye isimlerini ekleyerek toplam imzacı sayısını 2212'ye çıkardı. Bildiriyi ilk başta imzalayan akademisyenler (bknz: http://www.barisicinakademisyenler.net/node/63.html?_sm_au_=iVVTjtJv4FjsVfRM) "terör örgütü propagandası yapmak" ve "Türk milletini aşağılamak"ı (bknz: https://www.amnesty.org/en/latest/news/2016/01/turkey-detention-of-academics-intensifies-crackdown-on-freedom-of-expression/) yasaklayan yasalar uyarınca soruşturuluyor. İmzacıların büyük çoğunluğu üniversitelerinde idari soruşturmalara maruz kalıyor. Otuz akademisyen görevlerinden uzaklaştırıldı, otuz sekiz akademisyen işten çıkarıldı ve bazıları sosyal medya üzerinden ölüm tehditleri aldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan akademisyenleri "teröristler"e benzetti, onlara "Ey aydın müsveddeleri siz karanlıksınız, karanlık. Aydın falan değilsiniz." diye seslendi ve cezalandırılmalarını talep etti.

Türkiye Kişisel ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi'nin 19. Maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. Maddesi uyarınca ifade özgürlüğü hakkını güvence altına almakla yükümlüdür. İfade özgürlüğüne getirilebilecek kısıtlamalar arasında savaş propagandasını veya şiddete teşviki yasaklamak için gerekli olan kısıtlamalar yer almaktadır. Terörle Mücadele Kanunu'nun "Terör örgütü propagandası yapma"yı yasaklayan 7. Maddesinin 2. Fıkrası çok muğlaktır ve propagandanın şiddet içeren suç yöntemlerini açık bir şekilde savunuyor olmasını içermemektedir. Bu madde, Kürtlerin hakları ve politikası ile ilişkili konularda şiddet içermeyen fikirleri kovuşturmak için sıklıkla kullanılmıştır. Dört akademisyenin tutuklu olarak yargılanmasına dair mahkeme kararından bir gün önce, Cumhurbaşkanı Erdoğan, terörle mücadele kanunlarında yer alan terör tanımının yazarlar, akademisyenler, gazeteciler veya STK'ların şiddet içermeyen eylemlerini de dahil edecek şekilde genişletilmesi çağrısında bulundu. Mevcut yasanın muğlak metni ve savcı ile hakimlerin yaygın tutumları göz önüne alındığında böyle bir düzenleme Türkiye'deki ifade özgürlüğü standartlarında daha çok gerilemeye yol açacaktır. 

Tek kişilik hücre cezası sadece istisnai bir tedbir olmalıdır ve kısa süreli uygulanmalıdır. Birleşmiş Milletler İşkence Özel Raportörü, tutukluları suçu üzerine alan ifadelerde bulunmaya sevk edebilecek bir şekilde psikolojik baskı yarattığından tek kişilik hücre cezasının tutuklu yargılama süreçlerinde kullanılmasının sona erdirilmesi çağrısında bulunmuştur. Revize edilmiş Birleşmiş Milletler Mahpusların Islahı İçin Asgari Standart Kurallar belgesi arka arkaya 15 günden fazla süren tek kişilik hücre cezasının uzatılmış hapis anlamına geldiğini ve yasaklanması gerektiğini belirtmektedir.

Ordunun ve polisin PKK'nin silahlı gençlik kanadı olan Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi'ne (YDG-H) yönelik operasyonlar düzenlemesiyle, Aralık ayından bu yana güneydoğunun çeşitli bölgelerinde 24 saatlik kesintisiz sokağa çıkma yasakları uygulandı (bknz: https://www.amnesty.org/en/documents/eur44/3178/2016/en/ ve https://www.amnesty.org/en/documents/EUR44/3295/2016/en/). Sokağa çıkma yasağı altındaki bölgelerde yaşayanlar gıda ve tıbbi bakıma erişemedi ve ciddi su ve elektrik kesintileriyle karşı karşıya kaldı. Bu bölgelerde gerçekleştirilen kolluk kuvvetlerinin uygulamaları ve askeri uygulamalar sırasında polis ve ordu tarafından ağırlıklı olarak ağır silahlar ve keskin nişancılar kullanıldı, kapana kısılmış bölge sakinlerinin hayatları tehlikeye atıldı.     

 

UA: 78/16 Endeks: EUR 44/3792/2016 Çıkış Tarihi: 5 Nisan 2016

 

 

SONA ERDİ
2166 İMZA
Eylemi Paylaş:
11 2