Düşünce Mahkumu Cezaevinden Firar Etti ve Yakalandı

21 Nisan günü, düşünce mahkumu İnan S. Manisa Saruhanlı Cezaevi’nden hastaneye sevk edilmesinin ardından firar etti. Ertesi gün İzmir’de arkadaları ile birlikteyken yakalandı. İnan S.daha sonra Buca Cezaevi’ne gönderildi.

İnan S. askerden ‘firar’ gerekçesiyle aldığı üç hapis cezasını yatmak için Manisa Saruhanlı Cezaevi’nde bulunuyordu. Avukatı yakalanmasının ardından açlık grevine başladığını bildirdi. Cezaevinden kaçması nedeniyle yeniden yargılanması bekleniyor.

İnan S. 5 Ağustos 2010 tarihinde askerlikten ‘firar’ gerekçesiyle hakkında çıkartılan yakalama emrine dayanılarak evinden gözatına alınmasından bu yana tutuklu bulunmaktaydı. 24 Ağustos 2010 tarihinde Ege Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi tarafından “izne tecavüz” suçlamasıyla mahkum edildi ve askeri cezaevine gönderildi. Daha önce “firar” gerekçesiyle aldığı üç ayrı mahkumiyeti de bulunmaktadır.

8 Ekim günü, İnan S. Buca Cezaevi’ne nakledildi. Daha sonraki süreçte açlık grevleri nedeniyle kötüleşen sağlığından dolayı en az üç defa hastaneye sevkedildi. Daha önce, Buca Cezaevi’nde tutulduğu hücrenin çok kirli ve farelerle dolu olduğunu belirtmişti.

26 Kasım 2010 tarihinde, İnan S.’in askeri yetkililer tarafından “askerliğe elverişli olmadığı”na karar verildi ve 5 Ocak 2011 tarihinde Kütahya Gediz cezaevine nakledildi. Daha sonra 5 Nisan günü Manisa Saruhanlı yarı açık cezaevine nakledildi.

İnan S. askeri makamlara 2009 yılında gönderdiği bir mektupta, vicdani gerekçelerle askerlik yapmayı reddettiğini ve vicdani retçi olduğunu açıkladı. Vicdani ret hakkının uluslararası düzeyde tanınan bir hak olduğundan haberdar olmadığı için, vicdani reddini daha önce açıklamamıştı.

LÜTFEN HEMEN TÜRKÇE YA DA KENDİ DİLİNİZDE YAZIN: 

-  Uluslararası Af Örgütü İnan S.’i vicdani ret hakkını kullandığı için tutuklanan bir düşünce mahkumu olarak görmektedir. Yetkililere İnan S’yi derhal ve koşulsuz serbest bırakmaları çağrısında bulunun;

-  Türkiye'nin Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi'ne taraf olan bir ülke olduğunu hatırlatarak, bu nedenle vicdani ret hakkını tanımakla yükümlü olduğunu belirtin.

EK BİLGİ

Türkiye, iç hukukunda vicdani reddi tanımamakta ve askerlik hizmetinin yanında sivil bir alternatif sunmamaktadır. Askerlik hizmetini reddettiğini kamuoyuna açıklayan vicdani retçiler cezai kovuşturmaya uğramakta ve üç yıla kadar hapis cezasına maruz kalmaktadırlar. Serbest bırakıldıklarında genellikle kendilerine yeni askere çağrı mektupları gönderilmekte, kovuşturma süreci kendini tekrar eder bir hal almaktadır. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 2006 yılında aldığı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. Maddesinin (küçük düşürücü ve aşağılayıcı muamelenin engellenmesi) ihlal edildiği ve Türkiye’deki vicdani retçilerin, askerlik hizmetlerini reddettikleri için aleyhlerinde sürekli dava açılması ve mahkûm edilmeleri dolayısıyla yaşadıkları “sivil ölüm”leri engellemek amacıyla yasaların değiştirilmesi yönünde aldığı kararı uygulamamaktadır.

Uluslararası Af Örgütü, vicdani retçiyi, vicdanı ya da inancı nedeniyle askerlik hizmetini yapmayı ya da savaşta ve silahlı çatışmalarda herhangi bir şekilde doğrudan veya dolaylı yer almayı reddeden kişi olarak tanımlamaktadır. Bu tanım, savaşlara genel olarak katılmayı reddetmese bile amacına, sürdürülüş biçimine katılmadıkları için herhangi bir savaşa katılmayı reddeden kişileri de içermektedir. Uluslararası Af Örgütü, askeri hizmete karşı vicdani ret ya da alternatif sivil hizmet hakları tanınmadığı için tutuklanan ya da gözaltına alınan kişileri düşünce mahkûmu olarak kabul ediyor. Eğer vicdani nedenlerle askerlikten muaf olmak için makul yollar izlemişlerse, askeri birimlerini izin almadan terk eden ve bu yüzden hapse mahkûm edilen kişileri de düşünce mahkûmu olarak kabul ediyor.

Uluslararası Af Örgütü, vicdani retçiyi, vicdanı ya da inancı nedeniyle askerlik hizmetini yapmayı ya da savaşta ve silahlı çatışmalarda herhangi bir şekilde doğrudan veya dolaylı yer almayı reddeden kişi olarak tanımlamaktadır. Bu tanım,savaşlara genel olarak katılmayı reddetmese bile amacına,sürdürülüş biçimine katılmadıkları için herhangi bir savaşa katılmayı reddeden kişileri de içermektedir. Uluslararası Af Örgütü, askeri hizmete karşı vicdani ret ya da alternatif sivil hizmet hakları tanınmadığı için tutuklanan ya da gözaltına alınan kişileri düşünce mahkûmu olarak kabul ediyor. Eğer vicdani nedenlerle askerlikten muaf olmak için makul yollar izlemişlerse, askeri birimlerini izin almadan terk eden ve bu yüzden hapse mahkûm edilen kişileri de düşünce mahkûmu olarak kabul ediyor. 

Türkiye’nin de taraf olduğu Uluslararası İnsan Hakları Sözleşmesi ve Uluslararası Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi (USMHS --ICCPR)’de dâhil olmak üzere, vicdani nedenlerle askerlik hizmetini reddetme hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü, vicdan ve din özgürlüğü kapsamında çeşitli uluslararası insan hakları mekanizmalarında yer almaktadır.

BM İnsan Hakları Komisyonu, 1995 yılında aldığı kararına gönderme yaparak aldığı 1998/77 sayılı kararında, askerlik hizmetine karşı vicdani ret hakkının Uluslararası Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi’nin (ICCPR) 18. maddesi (din, vicdan ve inanç özgürlüğü) tarafından güvence altına alındığını belirtti. Buna göre “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 18. maddesinde ve ICCPR’ın 18. maddesinde de belirtildiği gibi düşünce, vicdan ve din özgürlüğünün meşru bir kullanımı olarak herkesin askerlik hizmetine karşı vicdani ret hakkı vardır.” Kararda aynı zamanda devletlere “vicdani retçilere, vicdani retlerinin nedenleriyle uyumlu, savaşçılığı gerektirmeyen, sivil nitelikli, kamuya yararlı ve cezalandırıcı bir yapıda olmayan alternatif hizmetler sunmaları” çağrısını tekrarlandı ve devletlerin “vicdani retçileri askerlik hizmetlerini yapmadıkları için hapse mahkûm etmek ve sürekli cezalandırmaktan geri durmaları” gerektiğini vurgulandı. Komite ayrıca “hiç kimsenin bir ülkenin yasaları ve ceza kanunları uyarınca daha evvel cezai yaptırımını tamamladığı ya da beraat ettiği cürümden sorumlu tutulmaması ya da cezalandırılmaması” çağrısını tekrarladı.

3 Kasım 2006 tarihinde İnsan Hakları Komitesi, Kore’de iki vicdani retçinin zorunlu olan askerlik hizmetini reddettikleri için haklarında soruşturma açılması ve hüküm giymeleri üzerine hiçbir sivil alternatif bulunmaması nedeniyle Uluslararası Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi’nin 18. maddesinin ihlal edildiğine karar verdi (Tebliğ No. 1321/2004 ve 1322/2004).

UA 175/10

Eylemi Paylaş:
11 2