İranlı işçi hakları aktivistleri işkence görme tehlikesi altında

2018 sonunda gözaltında maruz kaldıkları darp ve diğer istismarları anlattıkları gerekçesiyle 20 Ocak'ta tekrar gözaltına alınan İranlı işçi hakları aktivistleri İsmail Bakşi ve Sepideh Kolian yeniden işkence görebilir. Yetkililer, yalnızca işçi hakları adına yürüttükleri barışçıl aktivizm nedeniyle cezaevine konulan İsmail Bakşi ve Sepideh Kolian'ı derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakmalıdır. Bakşi ve Kolian düşünce mahkumudur.

Bakşi ve Kolian, 20 Ocak'ta Huzistan eyaletine bağlı Ahvaz kentinde şiddet uygulanarak tekrar gözaltına alındı. Bir kez daha gözaltına alınmalarının, Kasım ve Aralık 2018'de gözaltında maruz kaldıkları işkenceye dair bir misilleme olduğu düşünülüyor. O tarihten beri Ahvaz’da İstihbarat Bakanlığı’na bağlı bir gözaltı merkezinde avukatlarına erişimleri olmaksızın tutulan Bakşi ve Kolian'ın işkence ve diğer türde kötü muamele görme tehlikesi altında olduğu bildirildi.

İranlı aktivistler, ilk olarak 18 Kasım 2018’de, Haft Tapeh Şeker Fabrikası işçilerinin Huzistan eyaletine bağlı Şuş kentindeki valilik binası önünde ödenmeyen ücretlere karşı gerçekleştirdiği barışçıl protestoya katıldıkları gerekçesiyle gözaltına alındı. Aralık ayı ortasında adli kontrol şartıyla tahliye edilen aktivistler hem Şuş hem de Ahvaz’da güvenlik polisi ve istihbarat görevlileri tarafından işkenceye uğradıklarını kamuoyuna açıkladılar. Gözaltı sırasında durmadan dövüldüklerini, duvara çarpıldıklarını, yerlerde sürüklendiklerini, aşağılandıklarını ve kırbaçlama, cinsel şiddet ve ölümle tehdit edildiklerini söylediler.

Başlangıçta işkence iddalarına yönelik bir soruşturma başlatma sözü veren İranlı yetkililer, birkaç gün sonra bu iddiaların asılsız olduğu ve İslam Cumhuriyeti'nin irtibarını zedelenmeye çalıştığı yönünde açıklamalar yaptı.

Dilekçeyi imzala, İranlı yetkililere çağrıda bulun:

- Yalnızca ifade, toplanma ve örgütlenme özgürlüğü haklarını barışçıl biçimde kullandıkları gerekçesiyle cezaevine konulan ve bu nedenle düşünce mahkumu olan İsmail Bakşi ve Sepideh Kolian derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakmalıdır;

- Tahliye edilmelerine kadar geçen süre içinde işkence ve diğer türde kötü muameleden korunmalıdırlar;

- İşkence iddiaları soruşturulmalı ve sorumlular adil bir biçimde yargılanmalıdır.


İmzanın gücüne inan, İranlı aktivistlere destek ol!


Ek Bilgi

Haft Tapeh Şeker Fabrikası işçisi olan İsmail Bakşi, Haft Tapeh işçilerinin ödenmeyen ücretler ve kötü çalışma koşullarına karşı gerçekleştirdiği barışçıl protestolarda cesaretle sözcülük yaptı. Üniversite öğrencisi ve genç bir işçi hakları aktivisti olan Sepideh Kolian ise Haft Tapeh işçilerinin protestolarına katıldı ve protestolar üzerine yaptığı haberler ve sosyal medya paylaşımlarıyla işçilere destek oldu. 18 Kasım 2018’de gözaltına alınan Bakşi ve Kolian ilk olarak Huzistan eyaletine bağlı Şuş kentindeki güvenlik polisi ofisine götürüldü. Sepideh Kolian, güvenlik polisi ofisine vardıklarında dövüldüğünü, duvara çarpıldığını ve çantasının metal kayışıyla omzuna vurulduğunu, İsmail Bakşi’nin duruma müdahale etmek için araya girmesiyle onun da yerlerde sürüklendiğini, ellerinin arkadan bağlandığını ve birkaç erkek tarafından dövüldüğünü söyledi. Aktivistler daha sonra gözleri bağlı halde Şuş’ta İstihbarat Bakanlığı’nın denetimi altında olduğunu düşündükleri bilinmeyen bir yere götürüldü ve ayrı ayrı İstihbarat Bakanlığı’nın üst düzey bir yetkilisi ile savcılık yetkilisinin huzuruna çıkarıldı.
İsmail Bakşi ve Sepideh Kolian Şuş’ta bilinmeyen bir yerde birkaç saat tutulduktan sonra bir minibüse bindirilerek İstihbarat Bakanlığı’nın Ahvaz’daki gözaltı merkezine götürüldü. Sepideh Kolian, yetkililerin başını öne eğmesini istediğini, defalarca boynuna vurduklarını, sözlü cinsel saldırıda bulunduklarını ve kendisinin bir “fahişe” olduğunu söylemeye zorladıklarını ifade etti. İsmail Bakşi, yetkililerin saçlarını çektiğini, yüzüne, göğüs kafesine, sırtına, midesine ve boğazına yumruklarla ve sopalarla vurduklarını, defalarca gırtlağını sıktıklarını söyledi. Bakşi, yetkililerin bacaklarını ayırarak birçok kez testislerine vurduğunu ve müstehcen kelimelerle kendi kendisini aşağılamaya zorladıklarını da anlattı. İsmail Bakşi, gözaltında hiçbir tıbbi bakım sağlanmadığını ve astım için solunum cihazıyla antidepresan haplarına erişiminin engellendiğini de ekledi. Gözaltı merkezinde görevli bir doktor 21 gün sonra kendisini ziyaret etti ancak birkaç dakika bile yanında kalmadı ve vücudundaki işkence izlerini görmezden geldi.
İranlı aktivistler, İstihbarat Bakanlığı’nın Ahvaz’daki gözaltı merkezine vardıklarında onlara en kötüsünü henüz görmediklerinin söylendiğini anlattı. Yetkililerin “Burası dünyanın sonu. Burada insan hakları diye bir şey de, köpek gibi itiraf etmekten başka seçeneğiniz de yok” dediğini ifade ettiler. Daha sonra birbirlerinden ayrılarak yan tarafında işkence odalarının bulunduğu koğuşlara konuldular. Gece gündüz işkenceye maruz kalan diğer tutukluların çığlıklarını ve iniltilerini duyduklarını ve bu durumun onlarda korku, kaygı, kabuslar ve uykusuzluk da dahil olmak üzere şiddetli ruhsal ıstıraba yol açtığını söylediler. İsmail Bakşi, onu sorgulayan kişilerin kendisine yalan söyleyerek, Sepideh Kolian’ın ailesinin, Sepideh ile cinsel ilişkiye girdiğini düşündükleri için İsmail Bakşi’nin evine silahlı saldırı düzenlediğini, Bakşi’nin ailesinin bu nedenle evsiz kaldığını ve gizlendiğini söylediklerini anlattı.
Aktivistlerin tekrar gözaltına alınmasından bir gün önce, 19 Ocak 2019’da devlet televizyonu, Bakşi ile Kolian’ın işkence altında alındığını söyledikleri “itirafları” yayınladı. Yayınlanan görüntülerde İsmail Bakşi ve Sepideh Kolian, İran dışındaki Marksist ve Komünist gruplarla “işbirliği” içinde işçi grevleri ve protestoları düzenleyerek siyasal sistemi yıkmayı amaçladıklarını “itiraf ediyor.” İsmail Bakşi’nin anlatımına göre onu sorgulayan kişiler bu “itirafları” kaydetmeden önce Bakşi’nin saçlarını taradı, yüzünü tıraş etti ve ona bir metin verdi. Bakşi, yüz ifadesinin “yeterince pişmanlık” sergilemediği gerekçesiyle bu kişilerin defalarca kaydı durdurarak kendisine bağırdığını aktardı. Sepideh Kolian ise sorgulama esnasında kendisine çok sert bir “itiraf etme” baskısı yapıldığını, bu nedenle çığlıklarını ve titremesini kontrol edemediğini söyledi.

SONA ERDİ
1549 İMZA
Eylemi Paylaş:
11 2