Filistinli mülteci Suriye'ye geri gönderilme riski ile karşı karşıya!

Filistin asıllı Suriyeli mülteci Muhammed Ajlani Yunus 26 Mayıs’tan beri İstanbul’daki yeni havaalanında kötü koşullar altında keyfi olarak alıkonuyor. Türkiye yetkilileri tarafından sığınma başvurusu değerlendirmeye alınmayan Muhammed her an Lübnan’a sınır dışı edilebilir ve oradan da Suriye’ye zorla geri gönderilebilir.

Harekete geçin, dilekçeyi imzalayın!

EK BİLGİ

Muhammed Ajlani Yunus 2012’de Suriye’yi terk etmek zorunda kaldı ve eşi ve iki çocuğuyla birlikte Lübnan’a sığınarak Şatila mülteci kampında yaşamaya başladı. Ailesi halen kampta yaşıyor. Lübnan’dan ayrıldıktan sonra, 26 Mayıs 2019’da sahte pasaportla seyahat ettiği iddiasıyla İstanbul Havaalanı’nda durduruldu ve Türkiye’ye girişi engellendi. 28 Mayıs’ta, Lübnan’a geri gönderilmekten endişe ettiğini ifade ederek Türkiye’ye sığınma başvurusunda bulundu. Geçerli bir nedenle ve herhangi bir gecikme olmadan yetkililere başvuran sığınmacılar, sığınma başvurusu yaptıkları ülkeye yasadışı yollardan girmekle cezalandırılamaz (Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşme, Madde 31). Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne (BMMYK) göre, gerekli belgelerin temin edilemediği durumlarda sığınmacılar sırf bu nedenle alıkonulmamalıdır. Buna rağmen Muhammed Ajlani Yunus halen İstanbul Havaalanı’nın transit bölgesinde alıkonuyor ve bu bölgeden çıkmasına izin verilmeyen kişilerin sayısı zaman zaman 50’yi buluyor. Uyuma imkanı, açık hava veya doğal ışığın olmadığı transit bölge 24 saat boyunca yapay ışıkla aydınlatılıyor. Tıbbi destek imkanı sınırlı ve yetersiz. Muhammed burada kaldığı süre boyunca yalnızca peynirli sandviç, su veya meyve suyuyla beslendiği için mide sorunları yaşamaya başladı. 11 Haziran’da sınır dışı edilmeye karşı çıktığı için yaklaşık dört saat boyunca ellerinde kelepçeyle bekletildiğini söyledi.

Muhammed Ajlani Yunus sığınma başvurusuyla ilgili olarak şimdiye kadar mülakata çağrılmadı ve başvurusu resmen sonuçlanmadı. Şimdiye kadar iki kez sınır dışı edilmek istendi. Türkiye yetkilileri 21 Haziran’da Muhammed’i ikinci kez sınır dışı etmek istediklerinde başvurusu henüz sonuçlanmamıştı ve sınır dışı edilmesi yönünde resmi bir karar yoktu. Muhammed uçakla Lübnan’a götürüldü, geceyi oradaki havaalanında geçirdi, ancak Lübnan yetkilileri geçerli bir belgesi olmadığı gerekçesiyle ülkeye girmesine izin vermedi. 25 Haziran’da avukatı Muhammed’in bir kez daha sınır dışı edilmekten korunması için Türkiye Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu ve geçici tedbirler alınmasını talep etti. Bu talebe ilişkin henüz bir karar verilmedi.

Muhammed Ajlani Yunus koruma talebi gerektiği gibi değerlendirilmediği için her an Lübnan’a sınır dışı edilebilir, Lübnan’da çok kötü yaşam koşullarıyla karşı karşıya kalabilir ve ağır insan hakları ihlallerine maruz kalabileceği Suriye’ye zincirleme-geri gönderilme (refoulement) tehlikesi altına girebilir. Geri göndermeme (non-refoulement) ilkesi, Türkiye’nin Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun yanı sıra Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşme ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gibi Türkiye açısından bağlayıcı diğer uluslararası insan hakları sözleşmelerinde de kabul edilmiştir.

UAÖ 29 Haziran’da Türkiye’deki Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’ne yazarak Muhammed Ajlani Yunus’un durumu hakkında bilgi istedi ve Muhammed’in Lübnan’a geri gönderildiği takdirde tehlike altında olabileceğine ilişkin kaygılarını dile getirdi. Ancak UAÖ şimdiye dek bir yanıt almış değil.

2019 itibariyle Lübnan’da Birleşmiş Milletler Yakındoğu’daki Filistinli Mülteciler İçin Yardım ve Bayındırlık Ajansı’na (UNRWA) kayıtlı 938.531 Suriyeli ve 31.000 Filistinli mülteci bulunuyor. Mart 2019’da Lübnan Genel Güvenlik Dairesi açıklama yaparak, Aralık 2017’den beri idari sınırlandırmaların azaltılması ve dönüşlerin kolaylaştırılması ve organize edilmesi için 172.046 mültecinin Suriye’ye geri gönderildiğini duyurdu. Suriye’ye geri gönderilen sivillerin “güvenlik soruşturmasından” geçmesi gerekiyor ve bu soruşturmaların bir parçası olarak, siviller, yaygın ve sistematik insan hakları ihlalleri ve istismarlarından sorumlu Suriyeli güvenlik güçleri tarafından sorgulanıyor. İlgili güvenlik güçlerinin sorumlu olduğu ihlaller arasında işkence, yargısız infaz ve zorla kaybetmeler gibi insanlık suçları kapsamına giren ihlaller de var. Yakın bir zamanda, Lübnan’daki Suriyeli mültecilerin yaşam koşullarının giderek kötüleştiği ve mültecilere yönelik düşmanlığın giderek arttığı konusunda bir açıklama yayımlayan UAÖ, Lübnan yetkililerinin yarattığı baskıcı ortam nedeniyle mültecilerin Suriye’ye geri dönmek zorunda kaldığı kanaatindedir. Bu durum, kişilerin ağır insan hakları ihlallerine uğrayabilecekleri bir ülkeye gönderilmelerini yasaklayan geri göndermeme (non-refoulement) ilkesi gereğince Lübnan’ın sahip olduğu yükümlülüklerin ihlalidir.

Ayrıca UAÖ, Muhammed Ajlani Yunus gibi Lübnan’daki Suriye’den gelen Filistinli mültecilerin bilhassa zor durumda olduğunu belgelemişti. Suriye’deki savaş nedeniyle Lübnan’a Suriye’den gelen Filistinli mültecilerin sayısı artınca, bu grubun faydalandığı altyapı ve hizmetler kötüye gitti. Aralık 2016 itibariyle Suriye’den Lübnan’a gelen ve UNRWA’ya kayıtlı olan 32.000 Filistinli mültecinin neredeyse yüzde 90’ı yoksulluk sınırının altında yaşıyor, yüzde 95’inin ise “gıda güvencesi olmadığı” belirtiliyordu. Lübnan’daki Filistinli mülteciler kamusal alanda ayrımcı yasalara da maruz kalmaktadır.

Eylemi Paylaş:
11 2