Barışçıl Protestoların Gerçekleştirilmesine İzin Verilmeli

İstanbul’da 25 Ağustos'ta polis, uzun zamandan beri her hafta gerçekleştirilen barışçıl protestoya katılanları dağıtmak için gereksiz ve aşırı güç kullanımına başvurdu. Yetkililer, 1 Eylül’de gerçekleştirilmesi planlanan bir sonraki barışçıl protesto da dahil olmak üzere gelecekte yapılacak tüm barışçıl protestolara izin vermelidir.

25 Ağustos’ta İstanbul’da polis, zorla kaybedilenler için her hafta düzenlenen -ve ‘Cumartesi Anneleri protestosu’ olarak bilinen- barışçıl protestoya katılanları dağıtmak için biber gazı, plastik mermiler ve tazyikli su da dahil olmak üzere gereksiz ve aşırı güç kullanımına başvurdu. Uzun zamandan beri düzenlenen protesto, 1995’teki ilk protestodan bu yana geçen 700. haftaya işaret ediyordu. Zorla kaybedilenlerin yaşı ilerlemiş yakınlarının da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi kötü muameleye uğradı ve 47 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar aynı gün ilerleyen saatlerde serbest bırakıldı.

Polis, 25 Ağustos’ta protestoyu gerçekleştirmek üzere toplananlara, toplantının, İçişleri Bakanlığı’nın yetkisi altındaki Valilik tarafından yasaklandığını, bu nedenle dağılmaları gerektiğini söyledi. Protestoya katılanların dağılmayı reddetmesi üzerine polis, kalabalığı dağıtmak için biber gazı, tazyikli su ve plastik mermi kullandı. Gözaltına alınan kişiler, ifadeleri alınmadan önce yaklaşık yedi saat boyunca elleri kelepçeli bir şekilde polis otobüslerinde tutuldu ve sonrasında ifadeleri alınmak üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Şimdiye dek, gözaltına alınanlardan 12 kişi, bağımsız doktorlar tarafından yaralanmalarının belgelenmesi için Türkiye İnsan Hakları Vakfı’na (TİHV) başvurdu. UAÖ’ye konuşan TİHV doktorları, polisin aşırı güç kullanımı nedeniyle bir kişinin parmağının, başka bir kişinin ise bileğinin kırıldığını söyledi. Protestoya katılanlar arasından 12 kişinin aldığı yaralar, darp edildiklerine ve uzun süre boyunca elleri kelepçeli tutulduklarına ilişkin ifadeleriyle örtüşüyor. Avukatlarının bildirdiğine göre yaralananlar, gerekli sağlık raporlarını aldıktan sonra uğradıkları ihlal nedeniyle polis memurlarından şikayetçi olacak.

İçişleri Bakanı’nın 27 Ağustos’ta yaptığı açıklama, her hafta düzenlenen barışçıl protestonun gelecekte yasaklanabileceğine işaret ediyor. Zorla kaybedilenlerin yakınları ve onlara destek olanların toplanmalarına ve iç hukuk ile uluslararası hukukun güvencesi altında olan ifade özgürlüğü ve barışçıl toplanma haklarını kullanmalarına izin verilmelidir. 

Hemen şimdi Türkçe, İngilice veya kendi dilinizde yazarak yetkililere çağrıda bulunun:

-T.C İçişleri Bakanlığına; gerçekleştirilmesi planlanan barışçıl protestoların hukuka aykırı herhangi bir sınırlandırma olmaksızın gerçekleştirilebilmesini ve protestoya katılanların ifade özgürlüğü ile barışçıl toplanma haklarını kullanabilmesini güvence altına almalıdır.

-T.C Adalet Bakanlığına; polis memurlarının 25 Ağustos’taki barışçıl protestoya katılan kişilere yönelik gerekli olmayan aşırı güç kullanımına başvurduğu ve bu kişilere kötü muamele uyguladığına ilişkin iddialara yönelik tarafsız, bağımsız ve etkin bir soruşturmayı derhal başlatmalı ve sorumluluk taşıdığı tespit edilen herkesi adil yargılamalarla adalet önüne çıkarılmalıdır.

Ek Bilgi

Cumartesi Anneleri olarak bilinen ve uzun zamandan beri gerçekleştirilen barışçıl protesto, 1980’ler ve 1990’lardaki yüzlerce zorla kaybetme vakasına karşı, zorla kaybedilenlerin yakınlarının bir tepkisi olarak ve zamanın ağır insan hakları ihlalleriyle ilgili son derece yaygın olan cezasızlığı protesto etmek için başlatıldı. Zorla kaybedilen yüzlerce kişinin akıbeti ve nerede olduğu da dahil olmak üzere zorla kaybetme vakalarının birçoğunun tam olarak hangi koşullar altında gerçekleştirildiği hala bilinmezken, sorumlular da hala adalet önüne çıkarılmadı.

Cumartesi Anneleri, Mayıs 1995’ten beri 699 barışçıl toplantı gerçekleştirdi. Bu süre içinde protestolara katılanların birçoğu gözdağı, taciz, aşırı güç kullanımı, keyfi gözaltı ve adil olmayan yargılamalarla karşı karşıya kaldı. 1999’da protestoyu düzenleyenler her hafta gerçekleştirilen protestoları durdurmaya karar verdi. 2009’da ise tüm zorla kaybetme vakaları için hakikat, adalet ve onarım taleplerinin sürdürülmesi için protestolara kaldığı yerden devam edildi.

İşkence ve diğer kötü muamele hem iç hukuk hem de uluslararası hukuk gereğince kesin olarak yasaktır. Türkiye yetkilileri, polis memurlarının 25 Ağustos 2018’de gerçekleştirilen Cumartesi Anneleri protestosuna katılan kişilere yönelik gereksiz ve aşırı güç kullanımına başvurduğu ve bu kişilere kötü muamele uyguladığına ilişkin iddiaları zaman kaybetmeksizin soruşturmalıdır. Cezai sorumluluk taşıdığından şüphe edilen herkes, adil yargılamalarla adalet önüne çıkarılmalıdır.

İMZALA
1615 İMZA 16 GÜN KALDI
Eylemi Paylaş:
11 2