Kudüslü Anadolu Ajansı foto muhabiri İsrail'den sınır dışı edilebilir

Filistinli Anadolu Ajansı muhabiri Mustafa El-Haruf 22 Ocak 2019’dan bu yana İsrail’in Ramla şehrindeki Givon Cezaevi’nde keyfi olarak gözaltında tutuluyor. Mustafa El-Haruf,  İsrail İçişleri Bakanlığı tarafından El-Haruf’un eşi ve çocuğuyla aile birleşimi talebinin reddedilmesi ve El-Haruf'un derhal Ürdün’e sınır dışı edilmesinin istenmesi üzerine tutuklandı. 1999’dan beri yasal statüsü olmaksızın Doğu Kudüs’te yaşayan El-Haruf her an sınır dışı edilebilir. Mustafa El-Haruf Anadolu Ajansı’nda çalışan bir foto muhabirdir ve İsrail güçlerinin Doğu Kudüs’te işlediği insan hakları ihlalleri üzerine haberler yapmaktadır.

İsrail İçişleri Bakanı'na yazdığımız dilekçeyi imzalayarak keyfi nedenlerle gözaltında tutulan Mustafa El-Haruf'un serbest bırakılması ve sınırdışı edilmemesi için harekete geçin!

Annesi Cezayirli, babası Filistinli olan 32 yaşındaki El-Haruf, 12 yaşındayken ailesi ile birlikte Cezayir'den Doğu Kudüs'e taşınmıştı. El-Haruf, Doğu Kudüs’te yaşayan Tamam El-Haruf ile evlidir. 

21 Ocak 2019’da, Mustafa El-Haruf’un avukatı aile birleşimi talebinin reddedilmesi kararına itiraz etti. Fakat birkaç saat sonra, 22 Ocak 2019 günü sabaha karşı 01:00 sularında, İçişleri Bakanlığı tarafından Mustafa El-Haruf hakkında verilen sınır dışı emri gereğince harekete geçen İsrail polisi ve göç dairesi müfettişleri El-Haruf’un evine baskın düzenleyerek onu gözaltına aldı. El-Haruf o tarihten beri Necef’te bulunan Givon Cezaevi’nde tutuluyor. 3 Nisan’da İsrail Bölge Mahkemesi, Mustafa El-Haruf’un aile birleşimi talebinin reddine ilişkin itirazını reddetti. Mahkeme ara kararında El-Haruf’un davasını İsrail Yüksek Mahkemesi’ne taşıyabilmesi için sınır dışı edilmemesini istedi. El-Haruf’un 5 Mayıs’a kadar İsrail Yüksek Mahkemesine başvurması gerekiyor, aksi halde yasal statüsünün bulunmadığı Ürdün’e zorla sınır dışı edilebilir. Bu durumda, Mustafa El-Haruf’un vatansız ve ailesinden ayrı kalmasından endişe ediyoruz.

Ek Bilgi

Aile Doğu Kudüs’e döndükten sonra şehirde yasal olarak yaşamak için İsrail yetkililerinden aile birleşimi talebinde bulundu, ancak İsrail yetkililerinin 1988’den beri Kudüslü Filistinlilere ayrımcı bir biçimde uyguladığı “yaşam merkezi” şartına maruz kaldılar. Bu şart, Filistinlilerin Kudüs’teki yasal statülerini güvence altına almak için “yaşam merkezlerinin” Kudüs’te olduğunu kanıtlamalarını gerektiriyor. El-Haruf’un ailesi söz konusu şartı yerine getirebilmek için altı yıl beklemek zorunda kaldı. Şartı yerine getirdiklerinde Mustafa El-Haruf 18 yaşına girmişti, bu nedenle ailesi Mustafa El-Haruf adına çocuk kaydı veya aile birleşimi başvurusunda bulunamadı ve El-Haruf vatansız kaldı.

O tarihten beri Doğu Kudüs’teki yasal statüsünü onaylatmak için İsrail İçişleri Bakanlığı ile uzun bir yasal mücadeleye girişen Mustafa El-Haruf olumlu bir sonuç alamadı. El-Haruf’un, Ürdün’ün Doğu Kudüs’te yaşayan vatansız Filistinlilere verdiği geçici seyahat belgesi ile insani nedenlerle sadece 27 Ekim 2014’ten 1 Ekim 2015’e kadar geçerli olmak üzere verilen B\1 çalışma vizesi bulunuyor.  Aralık 2015’te, İçişleri Bakanlığı'nda çalışan ve insani nedenlerle vize veren heyet, Mustafa El-Haruf’a, İsrail Güvenlik Servisi’nden gelen gizli bilgiler gereğince vize süresini yeniden uzatma talebini reddetmeyi düşündüklerini bildirdi.

Haziran 2016’da yanıt alan Mustafa El-Haruf, İçişleri Bakanlığı’nın “güvenlik gerekçeleri” öne sürerek B\1 çalışma vizesini yenilemeyi reddettiğini öğrendi. İsrailli insan hakları örgütü Hamoked’de çalışan avukatı Adi Lustigman, bakanlığın ret kararının, El-Haruf’un İsrail yetkililerinin Doğu Kudüs’te işlediği insan hakları ihlallerini belgeleyen bir foto muhabir olmasıyla bağlantılı olduğunu düşünüyor. Avukatı Mayıs 2017’de Temyiz Mahkemesi’ne başvurarak İçişleri Bakanlığı’nın kararına itiraz etti. Yapılan müzakerelerden sonra, İçişleri Bakanlığı El-Haruf’un aile birleşimi talebinde bulunmasına ve karar çıkana kadar Doğu Kudüs’teki evinde kalmasına izin verdi. Ancak yine İçişleri Bakanlığı El-Haruf’un aile birleşimi talebini 23 Aralık 2018’de reddetti. Avukatının bildirdiğine göre bu karar, Mustafa El-Haruf’un Hamas’la (silahlı kanadı da olan Filistinli siyasi hareket) işbirliği içinde bir aktivist olduğu ve yasa dışı faaliyetlerde bulunduğu yönündeki asılsız iddialar nedeniyle verildi. 

İsrail, 1967 savaşı sonrasında Doğu Kudüs’ü hukuka aykırı bir biçimde ilhak etti. İlhak sonrasında Doğu Kudüs’te bir nüfus sayımı yapan İsrail, işgal altındaki topraklarda yaşayan Filistinlilere nüfus sayımı sırasında orada olmaları şartıyla kalıcı oturum izni verdi. İsrail İçişleri Bakanlığı’nın açıkladığına göre İsrail o tarihten beri Doğu Kudüs’te yaşayan en az 14.600 Filistinlinin oturum iznini iptal etti.

Doğu Kudüs, uluslararası hukuk gereğince İşgal Altındaki Filistin Toprakları’nın ayrılmaz bir parçasıdır. Bu nedenle, Doğu Kudüs’te yaşayan Filistinliler, 1949 Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin Savaş Sırasında Sivillerin Korunması (Dördüncü) kısmıyla koruma altındadır. İsrail yetkililerinin Doğu Kudüslü Filistinlileri zorla yerinden etmesi veya sınır dışı etmesi yasaktır. İsrail’in Mustafa El-Haruf’u sınır dışı etme kararı, Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin, koruma altındaki kişilerin işgal altındaki topraklardan sınır dışı edilmesini yasaklayan 49. maddesinin açıkça ihlalidir. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Roma Statüsü gereğince “işgal altındaki topraklarda yaşayan nüfusun tamamının veya bir kısmının [işgalci güç tarafından] bu topraklar üzerinde veya bu toprakların dışına sınır dışı edilmesi ya da taşınması” savaş suçudur.

Eylemi Paylaş:
11 2