Türkiye'de Aileler Zorla Tahliyelerle Karşı Karşıya

İstanbul’un merkezindeki Tarlabaşı semtinde yaşayan onlarca aile Beyoğlu Belediyesi tarafından uygulanan Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında her an zorla tahliye edilmek ile karşı karşıya. Bazı aileler şimdiye kadar zorla evlerinden tahliye edildi. 

Uluslararası Af Örgütü’nün de gördüğü tahliye ihtarları, Beyoğlu Belediyesi’nin Tarlabaşı’nda avukatlar ve kolluk kuvvetlerinin yardımıyla zorla tahliyelere devam edeceğini gösteriyor.  İhtar mektuplarında tahliyelerle ilgili herhangi bir takvim belirtilmemiş ve tahliyelere karşı adli ve idari itiraz yollarına dair bilgiler sunulmamıştır. Bu bölgede yaşayan onlarca aile tahliye ile karşı karşıya. Bazıları, yetkililer tarafından tehdit ve taciz edildiklerine dair ciddi iddialarda bulundular. Bölgede yaşayan birçok kişi, yaklaşık altı ay önce tahliyelerle ilgili belgeleri okuyamadan imzalamaya zorlandıklarını belirtti. İmzalamadıkları takdirde, polis tarafından derhal evlerinden çıkarılmakla tehdit edildiler. Projeden etkilenecek kişilerle yeterli bir şekilde danışılmadı ve tahliye yerine geçebilecek bir alternatif ya da alternatif barınma için yeterli bir plan sunulmadı. 

Uluslararası Af Örgütü, 24 Haziran günü annesini hastaneden ziyaret ettiği sırada evinden zorla tahliye edilen yalnız yaşayan küçük bir çocuk annesi Besra da dahil olmak üzere, bölgede yaşayan birçok kişi ile görüştü. Komşuları kendisine telefon ederek, belediyeden çok sayıda görevlinin evini boşaltmak için geldiğini söyledi. Besra, Uluslararası Af Örgütü’ne hemen eve döndüğünde kapısını kırılmış bulduğunu söyledi. Görevlilere kendisini çıkarmamaları için yalvardığını ancak o gün çıkması gerektiğini söylediklerini belirtti. Mobilyaları ve diğer eşyaları sokağa atıldığını ve tamir edilemeyecek şekilde zarar gördüklerini söyledi. Uluslararası Af Örgütü’nün görüştüğü 60 yaşındaki işsiz başka bir kişi de tahliye ihtarını okumasına izin verilmeden imzalamaya zorlandığını belirtti. 12 Temmuz günü polis tarafından zorla çıkarılacağı yönünde tehdit edildi ancak komşuların araya girmesiyle 18 Temmuz’a kadar süre verildiğini belirtti.

Uluslararası yasalar uyarınca, tahliyeler, etkilenecek kişilere etkin bir şekilde danışıldıktan sonra ve bütün diğer alternatifler düşünüldükten sonra son çare olarak uygulanabilir. Yetkililerin, tahliye edilecek kişilere zamanında ihtarname göndermesi, yasal hakları konusunda bilgilendirmesi, yeterli barınma imkanı sağlaması ve zararlarını tazmin etmesi gerekmektedir. Hiç kimsenin tahliye sonucunda barınaksız kalmamasının ya da insan hakları ihlallerine maruz bırakılmamalarının sağlanması gerekmektedir. Beyoğlu Belediyesi yetkilileri bu yükümlülükleri yerine getirmemektedir.

Lütfen derhal Türkçe ya da İngilizce yetkililere aşağıdaki tavsiyeleri uygulamaları çağrısında bulunun:


- Zorla tahliyeleri derhal durdurun ve uluslararası insan hakları standartları uyarınca korumalar sağlanana kadar tahliyeleri gerçekleştirmeyin;


-  Tahliye edilecek kişilere etkin bir şekilde istişare edin;


-  Yeterli süre tanınmadan ve alternatif barınma ve zararları için tazminat sağlanmadan kimsenin zorla tahliye edilmemesini sağlayın.


EK BİLGİ

Devlet tarafından desteklenen bir proje kapsamında, Beyoğlu semtindeki birçok tarihi bina onarılacak ve diğer yapılar da yüksek değerli konutların yapılması amacıyla yıkılacak. Projenin bir sonucu olarak, bu alanda yaşayan ve aralarında yıllardır orada yaşayan trans kadınların, Romanların ve 1990’lı yıllarda Türkiye’nin güneydoğusunda buluna köylerinden zorla yerinden edilen Kürtlerin de bulunduğu kişiler zorla tahliyelerle karşı karşıya bulunmaktadır.

Tarlabaşı sakinlerinin büyük çoğunluğu kiraların ucuz olması dolayısıyla orada yaşayan kişilerden oluşuyor. Uluslararası Af Örgütü’nün görüştüğü bazı kişiler gelirlerinin çok düşük olması dolayısıyla o bölgede alternatif konut bulamamaktan korktuklarını belirttiler. Ev sahibi olan kişilere belli bir ölçüde danışılmıştır. Ancak bölgede yaşayanlarla kapsamlı ve etkin görüşmeler gerçekleştirilmemiştir ve tahliyelerden etkilenecek kişilere tahliyeye alternatif olabilecek imkanlar ya da alternatif konut konusunda bir plan sunulmamıştır. Örneğin, Uluslararası Af Örgütü’nün yeni çıkardığı bir rapor kapsamında görüştüğü trans kadınlar, yaşadıkları evler kendilerine ait olmadığı için evlerinden tahliye edilmeleri durumunda kendilerine bir alternatif sunulmadığını, bu süreç içinde kendilerine danışılmadığını, alternatif konut konusunda kendilerine bilgi verilmediğini ve herhangi bir tazminat sağlanmadığını belirttiler. Ne bir hastalık ne de bir suç başlıklı ve EUR 44/001/2010 indeks numaralı raporun metnine şu adresten erişilebilir http://www.amnesty.org/en/library/info/EUR44/001/2011/en.

2011 yılı Haziran ayında Uluslararası Af Örgütü Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan ile görüşerek Tarlabaşı’nda yapılan zorla tahliyeler konusundaki kaygılarını ve Belediye’nin Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi uyarınca yükümlülüklerini iletti.

Türkiye, Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi gibi birçok insan hakları sözleşmeleri uyarınca zorla tahliyelerden kaçınmak ve bunları önlemek yükümlülüğü altındadır.  BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi tahliyelerin ancak diğer alternatifler düşünüldükten sonra son çare olarak ve prosedürel ve yasal korumalar ve önlemler sağlandıktan sonra gerçekleştirilebileceğini belirtmiştir. Alınacak önlemler arasında, etkilenecek kişilere etkin bir şekilde danışılması, yeterli ve makul bir süre tanınması, yeterli barınma imkanı tanınması, zararların tazmin edilmesi, tahliyelerin gerçekleştirilme biçimine ilişkin önlemler sağlanması ve kişilerin yasal hakları ve prosedürler konusunda bilgilendirilmesi ve gerektiğinde hukuki yardım sağlanması bulunmaktadır. Yetkililer ayrıca tahliye sonucunda kimsenin evsiz kalmamasını ve insan hakları ihlallerine maruz kalmamalarını sağlamalıdır. Bu gereklilikler etkilenen kişilerin kira ya da mülkiyet hakları ne olursa olsun, bu tür hakları yasal olarak bulunmasa bile, tüm tahliyeler için geçerlidir.

Besra 38 yaşında, İstanbul’da özel konutlarda temizlikçi olarak çalışan ve çocuğu ile yalnız yaşayan bir kişi. 11 yıldır Tarlabaşı’nda yaşıyor. Eşini 2007 yılında bir trafik kazası sonucunda kaybetti. 24 Haziran 2011 tarihinde, Besra annesini ziyaret etmek için hastaneye gittiği sırada, kendisine telefon eden komşuları tarafından, Beyoğlu belediyesi yetkililerinin kendisini çıkarmak üzere evine geldiğini öğrendi. Evine gittiği sırada, polis görevlileri ve diğer görevlilerin de aralarında olduğu onlarca kişinin evinin kapısını kırdığını gördü. Besra, Uluslararası Af Örgütü’ne yetkililerin polis ve diğer görevliler ile birlikte evini boşalttığını, tüm eşyalarını sokağa attıklarını söyledi. Hala ödemesi gereken dört taksiti kalmış yatak odası mobilyalarının dışarıya atıldığını ve tahrip olduğunu ve kendisinin ve çocuğunun tüm kıyafetlerinin sokağa atıldığını söyledi. Besra daha sonra eşyalarının belediyeye ait bir depoya götürüldüğünü öğrendi. Besra okumasına izin verilmeden kendisine ev verileceği ve mağdur edilmeyeceğine söz verilmesi üstüne belgeyi imzaladığını belirtti. İstanbul’un çevre semtlerinden biri Kayabaşı’nda bir ev verilme ihtimali olduğunu ve bunu başta kabul ettiğini söyledi. Besra Uluslararası Af Örgütü’ne, yetkililere şehrin bu kadar uzağında geçinmek için para kazanmasının çok zor olduğunu söylediğinde, bir yetkilinin ona evlenmesini tavsiye ettiğini söyledi. Tahliye edildiğinden bu yana ailesinden diğer kişilerle birlikte tek odalı nemli zemin kat bir evde kaldığını söyledi.

Eylemi Paylaş:
11 2