Uygur Din Görevlisi Çin'e Zorla Geri Gönderilme Tehlikesi Altında

Birleşik Arap Emirlikleri, Dubai’de müezzinlik yapan Uygur Abudujilili Supi, Emirliğin polis memurları tarafından görev yaptığı camiden alınıp götürüldü. Supi, Uygurların ve çoğunluğu Müslüman diğer etnik grupların keyfi olarak gözaltına alındığı Çin’e zorla geri gönderilme tehlikesi altında.

Abudujilili Supi, aile üyelerinin bildirdiğine göre 20 Eylül’de Dubai’deki Abdullah Bin Revaha Camii’nde öğle namazını kıldırdıktan sonra sivil giyimli güvenlik görevlileri tarafından alınıp götürüldü. Aile üyelerinin anlattığına göre güvenlik güçleri, sokağın aşağısında yer alan evine gitmek üzere camiden çıkan Supi’nin yanına geldi. Supi’yi üzerinde herhangi bir işaret olmayan sivil bir araca bindirerek götüren güvenlik güçleri, eşine onu nereye veya hangi sebeple götürdüklerini söylemedi.

Eşi, Supi’yi aramak istedi ancak telefonu kapalıydı. Ailesi üç gün boyunca kendisinden haber alamadı. 24 Eylül’de Supi’nin eşi ile kısa bir telefon görüşmesi yapmasına izin verildi. Telefonda gözaltına alındığını ve Çin’e geri gönderilmekten korktuğunu söyleyen Supi’nin nerede tutulduğu bilinmiyor.

Aile üyeleri Uluslararası Af Örgütü’ne (UAÖ) Supi’nin Çin’e zorla geri gönderilmesinden endişe ettiklerini söyledi. Çin’in kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki birçok Uygur, Kazak ve çoğunluğu Müslüman etnik azınlıklara mensup kişiler “siyasi eğitim” kamplarına gönderiliyor. Daha önce kamplarda tutulan kişiler ile gözaltında tutulanların yakınlarının tanıklıklarına göre, kamplarda kalanlar, siyasi telkin derslerine katılmaya, Çin hükümeti ile Çin Komünist Partisi’ni öven siyasi şarkılar söylemeye ve sloganlar atmaya zorlanıyor ve kamplardaki kurallara uymadıkları takdirde işkenceye veya diğer türde kötü muamele uğruyor.

Abudujilili Supi, 2012’de Çin’den ayrılarak Mısır’a gitti ve Kahire’deki El-Ezher Üniversitesi’nde İslam Çalışmaları okudu. 2017’de ise İngilizce öğrenmek için Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) gitti. İngilizce öğrenimini tamamladıktan sonra BAE’nin din yetkilileri Supi’ye oturma izni verdi ve Mart 2018’de etkileyici sesi nedeniyle Supi’yi müezzin olarak işe aldı. Ailesinin bildirdiğine göre Supi, Dubai’deki çeşitli camilerde hiçbir sorun yaşamadan çalışıyordu.

Hemen şimdi yazarak BAE yetkililerine çağrıda bulunun:

  • Abudujilili Supi’nin akıbeti ve nerede olduğu derhal açıklanmalı, ailesinin ve avukatlarının Supi’ye erişimi sağlanmalı ve Supi’nin nerede olduğu kendilerine aralıksız olarak bildirilmelidir;
  • Tanımlanabilir bir suç kendisine yöneltilmediği sürece Abudujilili Supi serbest bırakılmalıdır;
  • Supi zulüm, işkence veya diğer ağır insan hakları ihlallerine ya da istismarlara uğrama tehlikesi altında olabileceği Çin’e veya başka bir ülkeye geri gönderilmemelidir.

 

EK BİLGİ

Abudujilili Supi Çin’e geri gönderildiği takdirde “eğitim yoluyla dönüştürme” adı verilen kamplarda keyfi olarak gözaltına alınma tehlikesi altına girecek.

2017’den beri Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde çok sayıda gözaltı merkezi kuruldu. “Aşırılıkla mücadele,” “siyasi eğitim” veya “eğitim yoluyla dönüştürme” merkezleri adı verilen bu kamplarda insanlar belirsiz sürelerle keyfi olarak gözaltında tutuluyor ve Çin hukuku ile politikalarını öğrenmeye zorlanıyor. Çoğunlukla, dini pratikleri uyguladıkları bilinen, “yabancı kişilerle” ilişkileri olan veya sosyal istikrar kampanyalarına katılan ya da yakınları buna benzer mücadelelerin parçası olan kişiler bu gözaltı merkezlerine gönderiliyor.

Medyada yer alan haberler ve UAÖ’nün edindiği bilgiler, Sincan Bölgesi’nde yaşayan insanların ülke dışındaki yakınlarıyla iletişim kurmaları halinde keyfi olarak gözaltına alınma tehlikesi altına girdiğini gösteriyor. Yetkililer, daha önce Çin dışından telefonla aranan kişileri gözaltına aldı. Ayrıca, şifreli mesajlaşma uygulamalarının kullanılmasını engellemek isteyen yetkililer, insanları şifreleme veya başka türlü bir gizlilik önlemi olmayan, yerel uygulamaları kullanmaya zorladı. Konuyla ilgili daha detaylı bilgi almak için UAÖ’nün “Çin: Neredeler? Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki toplu gözaltılar hakkında cevap verme zamanı” başlıklı brifingine bakabilirsiniz.

Sincan Bölgesi’nde yaşayan Uygurların ve çoğunluğu Müslüman olan diğer etnik toplulukların inanç ve örgütlenme özgürlüğü hakları ile diğer insan hakları uzun zamandan beri ihlal ediliyor. Son yıllarda yetkililer, bu toplulukları daha kapsamlı bir biçimde hedef alıyor. Uygulanan baskı teknikleri arasında keyfi gözaltının yaygın olarak kullanılması, teknolojik gözetim, ağır silahlarla donatılmış sokak devriyeleri, güvenlik kontrol noktaları ve insan haklarını ihlal eden bir dizi müdahaleci politika da var..

UAÖ’nün topladığı bilgilerin yanı sıra çok sayıda uluslararası medya kuruluşu da bölgedeki yetkililerin, 2017 baharında Uygurları kitlesel olarak gözaltına almaya başladığını, sonrasında ise bu kişileri idari gözaltı merkezlerine gönderdiklerini veya uzun süreli hapis cezalarına mahkum ettiklerini gösteriyor. Bu baskılar yalnızca Uygulara değil, Kazaklar ve Kırgızlar gibi çoğunluğu Müslüman olan diğer etnik topluluklara da uygulanıyor.

 

UA: 178/18  

İMZALA
26 GÜN KALDI
Eylemi Paylaş:
11 2