Yunanistan'dan Geri Gönderilen Suriyeliler Keyfi Olarak Gözaltında Tutuluyor

Aralarında dört çocuğun bulunduğu 12 kişilik Suriyeli bir mülteci grubu 27 Nisan'dan bu yana Düziçi kampında keyfi olarak gözaltında tutuluyor. Mülteciler, AB-Türkiye anlaşmasının imzalanmasından bu yana gönüllü olarak Yunanistan'dan Türkiye'ye gönderilen ilk Suriyeliler arasında bulunuyor. Bazılarının yeterli tedaviye erişemedikleri için sağlık sorunları bulunuyor. 

Türkiye yetkililerini 12 Suriyeli mülteciyi derhal serbest bırakmaya ve onlara Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 91. Maddesi çerçevesinde Geçici Koruma statüsü vermeye ve Düziçi kampında tutulan herkesin yeterli tıbbi bakıma ve avukatlara erişimlerini sağlamaya çağırıyoruz.

Altı erkek, iki kadın ve yaşları 4 ile 12 arasında değişen dört çocuktan oluşan 12 kişilik Suriyeli mülteci grubu 27 Nisan'da Yunan adası Midilli'den Türkiye'ye gönderildi. Mülteciler, AB-Türkiye anlaşmasının imzalanmasından bu yana gönüllü olarak Yunanistan'dan Türkiye'ye gönderilen ilk Suriyeliler arasında bulunuyor. Midilli'de Türkiye yetkilileri ile görüştüklerinde kendilerine Türkiye'ye tekrar kabul edilecekleri, iki veya üç gün içerisinde kimlik belgeleri sağlanacağı ve Türkiye'de akrabaları varsa onlarla biraraya getirilecekleri söylendi. Fakat Türkiye'ye girdiklerinde Osmaniye'deki Düziçi kampına götürüldüler ve o günden bu yana kampta tutuluyorlar.

Uluslararası Af Örgütü, kamp yetkilileri üç kere görüştüklerini açıklayan sekiz yetişkinden dördü ile görüştü. Kendilerine Ankara'daki yetkililer durumları hakkında karar verene kadar ez an üç ay boyunca kampta kalacakları söylendi. Daha erken ayrılıp ayrılamayacaklarını sorduklarında Suriye'ye gönüllü geri dönüş için bir belge imzalamaları durumunda birkaç gün içerisinde sınıra gönderilebilecekleri söylendi.

Bu mülteci grubunun gözaltında tutulması keyfidir ve dolayısıyla hukuksuzdur. Uluslararası Af Örgütü'ne kendilerine gözaltında tutulma sebeplerinin, ne kadar gözaltında tutulacaklarının veya hukuki olarak gözaltında tutulmalarına karşı ne yapabileceklerinin açıklanmadığını ifade etmişlerdir. Mültecilerden birini temsil eden bir avukatın danışanına erişiminin engellendiği belirtilmektedir.

Bazılarının yeterli tedaviye erişemedikleri için sağlık sorunları bulunuyor. Diyabet ve kalp hastası olan 45 yaşındaki Ebu Ali (gerçek adı değildir) 8 Mayıs'tan bu yana diyabet ilaçlarını alamadığını açıklamıştır ve kalp problemi için kullandığı ilaçlardan bir hafta kullanabileceği kadar kaldığını açıklamıştır. 12 Mayıs'ta rahatsızlanmış ve hastaneye götürülmeyi talep etmiştir ancak bu isteği reddedilmiştir. 33 yaşındaki Ebu Ahmed (gerçek adı değildir) beş gün ciddi bir diş ağrısından muzdarip kalmış, hastaneye götürülme talepleri 13 Mayıs'ta hastaneye götürülene ve dişi tıbbi inceleme olmaksızın çekilene kadar defalarca reddedilmiştir.

16 Mayıs'ta iletişime geçildiğinde yetkililer 12 mültecinin serbest bırakılacağını ve kendilerine "gelecek hafta" Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu çerçevesinde Geçici Koruma statüsü verileceğini ifade etmiştir.

İmza kampanyamıza katılabilir ya da taleplerimizin yer aldığı mektupları 30 Haziran 2016'ya kadar aşağıdaki adreslere gönderebilirsiniz.

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü
Sayın Atilla Toros
Genel Müdür
Lalegül Çamlıca Mahallesi 122. Sokak No:2/3 06370 Yenimahalle Ankara
Faks: +90 (0312) 419 33 70
E-posta: [email protected]

Kopyalarını:
Türkiye İnsan Hakları Kurumu Başkanlığı
Dr. Hikmet Tülen
Yüksel Caddesi No. 23, Kat 3, Yenişehir 06650 Ankara
Faks: +90 31 422 29 96
E-posta: [email protected]

 

EK BİLGİ

Uluslararası Af Örgütü grupta yer alan dört Suriyeli mülteci ile konuştu. Mülteciler Yunan adası Midilli'ye 2016 yılı içerisinde farklı tarihlerde geldiler ve Yunanistan'da sığınma talebinde bulunmak yerine Türkiye'ye gönüllü olarak geri gönderilmeyi tercih ettiler. Midilli'de Türkiye yetkilileri ile görüştüklerinde kendilerine Türkiye'ye tekrar kabul edilecekleri, iki veya üç gün içerisinde kimlik belgeleri sağlanacağı ve Türkiye'de akrabaları varsa onlarla bir araya getirilecekleri söylendi. 27 Nisan'da grup uçakla Adana'ya transfer edildi ve aynı gün otobüsle Düziçi kampına götürüldü.

Uluslararası Af Örgütü Düziçi kampında tutulan mültecilerin avukatlarına erişimlerinin engellendiğini daha önce belgeledi. Türkiye yetkilileri Düziçi kampını gözaltı merkezinden ziyade konaklama merkezi olarak görüyor. Avrupa'nın Bekçisi - Türkiye'deki Mültecilerin Hukuka Aykırı Olarak Alıkonulmaları ve Sınırdışı Edilmeleri (bknz. https://amnesty.org.tr/icerik/2/1771/turkiye) raporun araştırma sürecinde ve raporun içerisinde belirtildiğine göre, yetkililer Uluslararası Af Örgütü'ne o sırada kampta "konaklayan" kişilerin "evsiz ya da dilenci" olduğunu ifade etti. Yetkililer, kampa getirilen mültecilerin ve sığınmacıların kampa kendi rızaları doğrultusunda değil yetkilerin kararına göre getirildiğini ve kampı uygulamadan bir gözaltı merkezi haline getirecek şekilde mültecilerin ve sığınmacıların kamptan ayrılmalarına izin verilmediğini kabul etti. Yetkililer Uluslararası Af Örgütü'ne kampta tutulanların barınma ve geçinme imkanı olduğunu göstermesi durumunda ya da Suriye'ye gönüllü olarak geri dönmeyi kabul etmeleri durumunda serbest bırakılacaklarını söyledi.

Sığınma hakkı

Zulümden kaçarak sığınma arama ve sığınmaya erişim hakkı temel bir insan hakkıdır. Bu hak 1948 İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne eklenmiştir ve Türkiye'nin taraf olduğu 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşme (Mülteci Sözleşmesi) tarafından korunmaktadır. Uluslararası Af Örgütü Suriye'yi geri dönmeleri durumunda bireylerin ciddi insan hakları ihlallerine uğrama tehlikesiyle karşı karşıya olacağı bir ülke olarak kabul etmektedir.  

Türkiye'deki Suriyeliler Ekim 2014 tarihli Geçici Koruma Yönetmeliğine tabidir ve bu yönetmeliğin 5. Maddesi Suriyelilerin Türkiye'ye düzensiz girişler ya da Türkiye'de düzensiz kalışlar için cezalandırılmamaları gerektiğini doğrular. Nisan 2014 tarihli Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun diğer hükümleri idari gözaltının ya Uluslararası Koruma başvurularının işleme sürecinde (Madde 68) ya da nakil amaçlı (Madde 57) uygulanabileceğini belirtir. Ancak bu durumların hiçbiri Türkiye hukuku uyarınca Suriyeli mülteciler için geçerli değildir çünkü Suriyeliler "Uluslararası Koruma" başvurucuları değildir ve ciddi insan hakları ihlalleriyle karşı karşıya kalacaklarından asla menşe ülkelerine geri gönderilemez (Geçici Koruma Yönetmeliği, Madde 6). Mültecilerin Suriye'ye zorla geri gönderilmeleri Türkiye'nin, herhangi bir kişinin ciddi insan hakları ihlalleriyle karşılaşma riskinin bulunduğu bir yere geri gönderilmesini yasaklayan geri göndermeme ilkesi altındaki sorumluluklarının ihlalidir.

Keyfi Gözaltı Yasağı

Keyfi gözaltı uluslararası hukuk uyarınca yasaklanmıştır. Bu yasak, Türkiye'nin taraf olduğu Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi (MSHUS)'nin 9. Maddesi'nde yazılı olarak kabul edilmiştir. "Keyfilik" kavramı dar bir şekilde anlaşılmamalıdır. Uygunsuzluk, adaletsizlik, öngörülebilirliğin veya hukuk kurallarına uygunluğun olmaması ile birlikte makullük, gereklilik ve orantılılık unsurları göz önünde tutularak geniş bir şekilde yorumlanmalıdır. Ayrıca, örneğin MSHUS'nin 9(4). Maddesi'nde de düzenlenen tarihi habeas corpus ilkesi, özgürlüğünden mahrum bırakılan herkesin, mahkemenin gözaltının yasallığına gecikmesizin karar vermesi ve yasal değilse salıverme kararını vermesi için, bir mahkeme önünde yasal yollara başvurma hakkını vermektedir. Gözaltının keyfi olmaması için hukuki olarak belirlenmiş olması, belirli durumlarda gerekli olması ve meşru amaç doğrultusunda orantılı olması gerekmektedir.

AB-Türkiye Anlaşması

Uluslararası Af Örgütü Yunan adalarına düzensiz olarak gelen tüm kişilerin, Türkiye'nin "güvenli üçüncü ülke" olduğu temeline dayanarak Türkiye'ye derhal geri gönderilmesinin yolunu açan AB-Türkiye anlaşmasını eleştirmektedir. Uluslararası Af Örgütü Türkiye'de mültecilere yönelik ciddi insan hakları ihlallerini belgelemiştir ve Türkiye'nin mülteciler için güvenli bir ülke olarak kabul edilemeyeceği görüşündedir. Anlaşma sorumluğu AB'den alarak üçüncü bir ülkeye, hali hazırda yaklaşık 3 milyon mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye'ye yüklediği için, sığınma hakkını ve uluslararası koruma sistemini baltalamaktadır.


UA: 118/16 Endeks: EUR 44/4071/2016 Çıkış Tarihi: 19 Mayıs 2016
 

 

Eylemi Paylaş:
11 2